Almanya’nın Münih kentinden sonra Fransa’nın başkenti Paris de Microsoft ile yollarını ayırmaya hazırlanıyor. Maliyet, performans ve güvenlik nedeniyle açık sistemlere yönelen kamu kurumlarını bundan sonra hangi ülke ya da şehirlerin izleyeceği merak ediliyor.
Kutupların daimi sakini penguenlerin uçsuz bucaksız buz dünyasındaki serbest yaşamı, belgesel izleyen herkesi farklı dünyalara götürür. Belki de bu nedenle, özgürlüğün, serbestliğin simgesi sayılır bu sevimli hayvan. Özgürlük, barış, sevgi ve serbestlik kavramlarının buluştuğu her organizasyon, penguenleri ya logolarına taşıyor ya da maskot olarak tercih ediyor.
Yazılım devi Microsoft’a rakip olarak geliştirilen Linux işletim sistemi de yıllardır serbestliği, özgürlüğü temsil etmeye çalıştığı için penguen logosunda ısrar ediyor. Linux’un serbest olmasının özü, işletim sisteminin kaynak kodlarının denetime ve geliştirilmeye açık olması. Elbette denetleme ya da geliştirme çalışmalarını her isteyen yapamıyor fakat belirli bir yeterlilik seviyesini yakalayan herkes Linux’un özüne sahip olabiliyor. Linux’u geliştirmek üzere yola çıkan her yazılımcı grubu, çalışmasını yeniden adlandırarak bilgisayar kullanıcılarının hizmetine sunabiliyor. Redhat, Mandrake, Suse (Novell) ve Gelecek, Linux’un en popüler çeşitleri. Hepsi aynı çekirdeği kullanıyor ve kendi geliştirdikleri modülleri ekleyerek kullanıma sunuyor. Belirli periyotlarda bir araya gelip geliştirdikleri özellikleri paylaşıma açıyor, çekirdek programın büyümesine katkı sağlıyor.
Farklı çehrelerle kullanıcıların karşısına çıkan Linux’un serbestlik kavramı ile yanyana dolaşmasının önemli bir nedeni de ücretsiz dağıtılması. Yani dileyen herkes internet üzerinden ücretsiz olarak indirebiliyor. CD olarak almak isteyenlere de CD, kitap ve dağıtım maliyetlerinden oluşan cüz’i bir ücretle ulaşıyor. Bedava dağıtılan Linux’u geliştiren şirketlerin kazancını ise, verdikleri kurumsal destek karşılığında aldıkları ücretler oluşturuyor. Kendi bünyesinde Linux’a aşîna bir sistem yöneticisi bulunduran kurumlar, daha az desteğe ihtiyaç duydukları için çok daha düşük maliyetlerle işletim sistemlerini çalıştırabiliyor.
Amerika Birleşik Devletleri (ABD) merkezli Microsoft şirketine karşı geliştirilen Linux’un en büyük destekçisi Avrupa Birliği ülkeleri. Avrupa’dan en büyük destek ise Almanya’dan geliyor. Almanya’da devlet kurumlarında Microsoft’a dayalı sistemlerin kullanımı güvenlik gerekçeleri ile terk edildi. Kaynak kodlarının denetime açık olmamasının yanında çekirdeğinin Microsoft genel merkezi haricinde geliştirmeye kapalı olması, ABD’ye bağımlı hale gelmek istemeyen Almanya’yı farklı tercihlere zorluyor. Bu da Linux çekirdeğini kullanan Suse (Novell), Redhat, Mandrake gibi işletim sistemlerine fırsat tanıyor.
Almanya’daki Linux rüzgarı, bugünlerde Fransa’nın başkenti Paris’te de esmeye başladı. Paris Belediye Meclisi, maliyeti düşük olduğu için açık kaynak kodlu yazılımlara geçme kararı aldı. Avrupa’daki önemli bir müşterisini kaybetme noktasına gelen Microsoft ise, talep edeceği lisans ücretlerinde yüzde 60 oranında indirim yapabileceğini açıklayarak harekete geçti. Belediyeye bağlı birimler için gelecek üç yıl içerisinde 195 milyon dolarlık bilgisayar ve yazılım yatırımı yapmayı öngören yönetim, Microsoft’a 18 milyon dolar lisans yenileme parası ödemeyip açık kaynak kodlu yazılımlara geçiş yapmayı amaçlıyor. Belediyeye ait verilerin tutulduğu ana bilgisayarın performansını daha yüksek seviyede tutabilen açık kaynak kodlu Linux’a yönelmenin diğer bir nedeni, sistemlerin çökme riskini azaltma isteği.
Almanya, Çin, Japonya, Güney Kore ve Brezilya’da kamu kurumlarının ısrarlı şekilde Microsoft yerine Linux’u tercih etmesinden etkilenen Paris Belediyesi, bünyesindeki 15 bin bilgisayarın işletim sistemini değiştirmeye hazırlanıyor. Paris Belediye Başkanı Bertrand Delanoe tarafından geçen yıl başlatılan değişim projesini ateşleyen neden olarak Almanya’nın Münih kent yönetiminde Linux ve OpenOffice uygulamalarının kullanılması gösteriliyor.
Geçen yıl Münih’i kaybeden Microsoft’un, Paris’i de elden kaçırmamak için fiyatlarını şaşırtacak derecede aşağıya çekmesi, yazılım için milyonlarca dolarlık bütçe harcayan belediye yönetimlerinin dikkatini çekti. Paris Belediyesi’nin vereceği karar başta Avrupa şehirleri olmak üzere dünyadaki kamu kurumlarını harekete geçirip Microsoft’la pazarlığa oturmaya zorlayabilir.
Türkiye, Microsoft bağımlısı olma adayı...
Avrupa şehirlerinde Microsoft’tan kurtulmaya yönelik çalışmalar sürerken, Türkiye’de birçok kamu kurumu tepeden tırnağa Microsoft’a dayalı sistemlerle donatılıyor. E-devlet için başlatılan çalışmaların birçoğu Microsoft altyapısını kullanıyor. Önümüzdeki birkaç yıl içerisinde hızla gerçekleştirilecek e-devlet projeleri için Paris’teki gibi bir pazarlık kozu kullanılmazsa, bütçeden ayrılan payın bir kısmı boşa gidecek. Ya da açık kaynak kodlu sistemler tercih edilmedikçe dışa bağımlılık artacak.
Milli Eğitim Bakanlığı ile Microsoft arasında imzalanan eğitimde işbirliği anlaşmasında adımlar doğru atılmazsa, bilgisayar okur-yazarlığını artırmaya yönelik çalışma Microsoft’tan bol miktarda yazılım lisansı alma zorunluluğuna dönüşebilir. Bakanlığa bağlı 60 bin civarındaki okulun bilgisayarlaşması süreciyle paralel olarak diğer yazılım şirketlerinin de bu organizasyona dahil edilmesi gerekir. Aksi halde, çeşitliliği hedefleyen eğitim politikası başka bir açıdan tekdüze hâle dönüşebilir. Bilgisayar okur-yazarlığının tek bir sistem üzerine inşa edilmesi, mevcut sistemin geçerliliği sona erdiğinde gençliğin önünü kapatan bir unsur haline gelebilir.
Bir başka açıdan bakıldığında, Avrupa Birliği’ne doğru hızlı adımlar attığımız dönemde, Avrupa ülkelerinin bırakmaya çalıştığı bilişim teknolojilerine karşı benzer tavır sergilememiz beklenebilir...
|