| Bilgi ve iletişim (bilişim) teknolojileri son 15 yılda büyük bir ivme kazanmıştır. Bilişim teknolojisinin mal ve hizmet üretiminde yoğun olarak kullanılmaya başlaması ile birlikte zamandan tasarruf sağlama, işlem maliyetlerinde azalma, işlemlerin hızlanması, depolama masraflarının en aza indirilmesi ve tam zamanında (just in time) üretim yapılması gibi pek çok fayda elde edilmeye başlanmıştır. Yüksek kapasiteli bilgisayarlar sayesinde enformasyonunun çok düşük maliyetlerle üretilmesi, kodife edilmesi ve saklanması; telekomünikasyon alt yapısı ve internetle birlikte ise, üretilen enformasyonun çok uzak mesafelere çok hızlı bir şekilde ve yine çok düşük maliyetle iletilmesi mümkün hale gelmiştir. Şirketlerin üretim kapasitesini ve rekabet gücünü olumlu yönde etkileyen tüm bu gelişmelerin gerçek anlamda kendisinden beklenen faydayı göstermesi, hukuksal alt yapının gelişmelere uygun hale getirilmesi ile sağlanabilmektedir. Hukuksal alt yapıda yeni gelişmelere uygun şekilde yapılacak yeniliklerin, ekonomi ile en yakından ilgili, ekonomik yaşamı olumlu ya da olumsuz bir şekilde etkileme gücüne sahip alan olan vergi hukukunda başlaması kaçınılmazdır. Bilişim teknolojilerindeki gelişmelerin Türk Vergi Hukuku alanına ilk yansımalarını 1990’ların ortalarından itibaren görmekteyiz. Ancak bu yansımalar çoğunlukla uygulama alanı bulamadılar. Bu çalışmanın konusunu teşkil eden yansımaların uygulamadaki etkisinin, kanunda tanınan yetkiye istinaden yapılması gereken düzenlemeler hızlı ve uygun bir biçimde gerçekleştirildiği takdirde, çok büyük olacağı düşünülmektedir. Yazımızda, bilişim teknolojilerindeki gelişmelerin Türk Vergi Hukukuna en son yansıması olan “Elektronik Defter”, “Elektronik Belge” ve “Elektronik Kayıt” kavramları, diğer yansımalarla birlikte tartışılacaktır. Tartışmada, Vergi Usul Kanununda anılan konuya ilişkin olarak yapılan son düzenleme ile benzer konularda daha önce yapılmış olan düzenlemeler, düzenlemelerin muhtemel etkileri ve eleştiriye açık yönleri üzerinde durulacaktır. II- İLK YANSIMALAR
Bilişim teknolojisinin Türk Vergi Hukukuna ilk yansımalarını 4108 ve 4369 sayılı Kanunlarla Vergi Usul Kanununun 175, 256 ve Mükerrer 257 nci maddelerinde görmek mümkündür.
Vergi Usul Kanunun 175 inci maddesine 4108 sayılı Kanunun 4 üncü maddesiyle eklenen fıkra hükmü Maliye Bakanlığına, muhasebe kayıtlarının bilgisayar programları aracılığıyla izleyen mükellefler ile bu bilgisayar programlarını üreten gerçek ve tüzel kişilerin uyması gereken kuralları ve bilgisayar programlarının içermesi gereken asgari hususlar ile standartları ve uygulamaya ilişkin usul ve esasları belirleme yetkisi verilmiştir.
Bir diğer yansıma olan Vergi Usul Kanunun 4369 sayılı Kanunun 5 inci maddesi ile değişik mükerrer 257 nci maddesinin üçüncü ve dördüncü bentleri aşağıdaki gibidir:
“3. Tutulması ve düzenlenmesi zorunlu defter, kayıt ve belgelerin mikro film, mikro fiş veya elektronik bilgi ve kayıt araçlarıyla yapılması veya bu kayıt ortamlarında saklanması hususunda izin vermeye veya zorunluluk getirmeye, bu şekilde tutulacak defter ve kayıtların kopyalarının Maliye Bakanlığında veya muhafaza etmekle görevlendireceği kurumlarda saklanması zorunluluğu getirmeye, bu konuda uygulama usul ve esaslarını belirlemeye,
4. Vergi beyannameleri ile bu Kanunun 149 uncu maddesine göre devamlı bilgi vermek zorunda olanlardan; istenilen bilgilerin yazı yerine mikro fiş, mikro film, manyetik kayıt ortam ve araçları ve benzeri vasıtalarla verilmesine izin vermeye veya zorunluluk getirmeye,”
Madde metni ile tutulması ve düzenlenmesi zorunlu defter, kayıt ve belgelerin elektronik bilgi ve kayıt araçlarıyla yapılması, bu kayıt ortamlarında saklanması; devamlı bilgi vermek zorunda olanların bu bilgileri ilgili yerlere yine bu ortamlarda vermeleri yönünde düzenleme yapma konusunda Maliye Bakanlığına (Gelirler Genel Müdürlüğü) yetki verilmiştir.
Bu düzenlemeye paralel olarak Vergi Usul Kanununun “Defter ve Belgelerle Diğer Kayıtlarda İbraz Mecburiyeti” başlıklı 256 ncı maddesinde de 4369 sayılı Kanunun 4 üncü maddesiyle değişiklik yapılmıştır. Anılan Maddenin 4369 sayılı Kanunun 4 üncü maddesiyle değişen şekli aşağıdaki gibidir:
“Geçen maddelerde yazılı gerçek ve tüzel kişiler ile mükerrer 257 nci madde ile getirilen zorunluluklara tabi olanlar, muhafaza etmek zorunda oldukları her türlü defter, belge ve karneler ile vermek zorunda bulundukları bilgilere ilişkin mikro fiş, mikro film, manyetik teyp, disket ve benzeri ortamlardaki kayıtlarını ve bu kayıtlara erişim veya kayıtları okunabilir hale getirmek için gerekli tüm bilgi ve şifreleri muhafaza süresi içerisinde yetkili makam ve memurların talebi üzerine ibraz ve inceleme için arz etmek zorundadırlar. Bu zorunluluk Maliye Bakanlığınca belirlenecek usule uygun olarak, tasdike konu hesap ve işlemlerin doğrulanması için gerekli kayıt ve belgelerle sınırlı olmak üzere, bu hesap ve işlemlere doğrudan ya da silsile yoluyla taraf olanlara, defter ve belgelerinin tetkiki amacıyla yeminli mali müşavirler tarafından yapılan talepler için de geçerlidir.”
Bilişim teknolojisindeki gelişmelerin Türk Vergi Hukukuna ilk yansımaları olan mezkur madde hükümleri büyük oranda yansımadan öteye gidememiş, uygulama alanında fazla bir sonuç doğurmamıştır. Bunun nedeni ise, anılan kanun hükümleri ile verilen yetkinin kullanılmaması ya de yüklenen düzenleme yapma görevinin yerine getirilmemesidir.
III- SON YANSIMALAR: ELEKTRONİK DEFTER, BELGE VE KAYIT
4731 sayılı Kanunun 4/E fıkrası ile Vergi Usul Kanununun Mükerrer 242 inci maddesinin “Elektronik Cihazla veya Tayin Olunacak Usulle Belge Düzenleme” şeklindeki başlığı “Elektronik Ortamdaki Kayıtlar ve Elektronik Cihazla Belge Düzenleme” şeklinde değiştirilmiştir. Aynı zamanda maddeye aşağıdaki fıkra ilave edilmiştir:
“2. Elektronik defter, şekil hükümlerinden bağımsız olarak bu Kanuna göre tutulması zorunlu olan defterlerde yer alması gereken bilgileri kapsayan elektronik kayıtlar bütünüdür.
Elektronik belge, şekil hükümlerinden bağımsız olarak bu Kanuna göre düzenlenmesi zorunlu olan belgelerde yer alan bilgileri içeren elektronik kayıtlar bütünüdür.
Elektronik kayıt, elektronik ortamda tutulan ve elektronik defter ve belgeleri oluşturan, elektronik yöntemlerle erişimi ve işlenmesi mümkün olan en küçük bilgi ögesini ifade eder.
Bu Kanunda ve diğer vergi kanunlarında defter, kayıt ve belgelere ilişkin olarak yer alan hükümler elektronik defter, kayıt ve belgeler için de geçerlidir. Maliye Bakanlığı, elektronik defter, belge ve kayıtlar için diğer defter, belge ve kayıtlara ilişkin usul ve esaslardan farklı usul ve esaslar belirlemeye yetkilidir.
Maliye Bakanlığı; elektronik defter, belge ve kayıtların oluşturulması, kaydedilmesi, iletilmesi, muhafaza ve ibrazı ile defter ve belgelerin elektronik ortamda tutulması ve düzenlenmesi uygulamasına ilişkin usul ve esasları belirlemeye, elektronik ortamda tutulmasına ve düzenlenmesine izin verilen defter ve belgelerde yer alması gereken bilgileri internet de dahil olmak üzere her türlü elektronik bilgi iletişim araç ve ortamında Maliye Bakanlığına veya belirleyeceği gerçek veya tüzel kişilere aktarma zorunluluğu getirmeye, bilgi aktarımında uyulacak format ve standartlar ile uygulamaya ilişkin usul ve esasları tespit etmeye, bu Kanun kapsamına giren işlemlerde elektronik imza kullanım usul ve esaslarını düzenlemeye ve denetlemeye yetkilidir.”
Mezkur düzenlemeye ilişkin değerlendirmelerimizi aşağıdaki şekilde sıralayabiliriz:
1- “Elektronik Defter”, “Elektronik Belge” ve “Elektronik Kayıt” kavramları Türk Vergi Hukukunda ilk kez yer almıştır. “Yeni ekonomi” (new economy) adı verilen ve bilgi temeline dayanan (knowledge based) yeni ekonomik sistem kendisini gerek üretim gerekse hizmet sektöründe hızlı bir şekilde hissettirmeye başlamıştır. Ekonomide bu gelişmelerin yaşandığı bir ortamda devletin de, “Elektronik Devlet” (e-devlet) şeklinde yeniden yapılanması gündeme gelmektedir. Bu kapsamda devlete düşen en önemli görev, kamu tarafından sunulan hizmetlerin on-line olarak sunulması yanında; elektronik ticaretin dolayısıyla yeni ekonominin gereklerine uygun hukuksal altyapının oluşturulmasıdır. Konuya bu açıdan bakıldığında, Vergi Usul Kanununda yapılan en son düzenleme ile elektronik defter, belge ve kayıt kavramlarının vergi hukukuna girmesi ve bu konularda düzenleme yapmak üzere Maliye Bakanlığına çok geniş yetkiler verilmesi dünyadaki son eğilimlere uygun bir gelişme ve önemli bir aşamadır.
2- Elektronik Defter, Belge ve Kayıtlara ilişkin Uygulama İçin Kanun Metni ile Maliye Bakanlığına Tanınan Yetkiler Çerçevesindeki Kapsamlı Düzenlemelerin İvedilikle Yapılması Gerekir. Eklenen fıkranın ilk üç paragrafında elektronik defter, elektronik belge ve elektronik kayıt kavramları tanımlanmıştır. Ancak bu tanımlar, tek başlarına fazla bir anlam ifade etmemektedir. Bu tanımları anlamlı kılan müteakip paragraflardaki düzenlemelerdir. Bu düzenlemelerden en önemlisi, Vergi Usul Kanunu ve diğer vergi kanunlarında defter, kayıt ve belgelere ilişkin olarak yer alan hükümlerin elektronik defter, belge ve kayıtlar için de geçerli olmasıdır. Bu düzenleme ile birlikte, Vergi Usul Kanununda yer alan defterlerin tasdiki, tutulması, kayıt nizamı, ibrazı, muhafazası; kayıtların tevsiki; vergi kanunlarında yer alan belgelerin düzenlenmesi, ibrazı ve muhafazası gibi pek çok hükmün elektronik defter, belge ve kayıtlar için de geçerli olması söz konusu olacaktır. Bu geçerliliğin tıpa tıp aynı olması, teknik nedenlerle, mümkün değildir. Örneğin elektronik ortamdaki bir defterin tasdikinin, bugünkü klasik yapısı ve teknik donanımı ile yürürlükteki Noterlik Kanununa tabi noterlerde yapılmasını beklemek mümkün değildir. Bunun için “Sayısal Noter” ve “Onay Kurumu” gibi yeni yapılanmalara ihtiyaç duyulacaktır. Bu nedenledir ki; Kanun Koyucu elektronik defter, belge ve kayıtlara ilişkin olarak Maliye Bakanlığına, diğer defter, belge ve kayıtlara ilişkin usul ve esaslardan farklı usul ve esaslar belirleme konusunda yetki vermiştir. Kanun Koyucu; Maliye Bakanlığını aynı zamanda aşağıdaki konularda da yetkili kılmıştır:
1-Elektronik defter, belge ve kayıtların oluşturulması, kaydedilmesi, iletilmesi, muhafaza ve ibrazı ile defter ve belgelerin elektronik ortamda tutulması ve düzenlenmesi uygulamasına ilişkin usul ve esasları belirleme,
2-Elektronik ortamda tutulmasına ve düzenlenmesine izin verilen defter ve belgelerde yer alması gereken bilgileri internet de dahil olmak üzere her türlü elektronik bilgi iletişim araç ve ortamında Maliye Bakanlığına veya belirleyeceği gerçek veya tüzel kişilere aktarma zorunluluğu getirme,
3-Bilgi aktarımında uyulacak format ve standartlar ile uygulamaya ilişkin usul ve esasları tespit etme,
4-Vergi Usul Kanunu kapsamına giren işlemlerde elektronik imza kullanım usul ve esaslarını düzenleme ve denetleme.
Söz konusu yetkilendirme aynı zamanda, bu alanda yapılacak düzenlemeler için görev tevdii anlamındadır. Bilişim teknolojilerindeki hızlı değişmeler ve bu değişmelerin getirdiği hızlı hareket ihtiyacı düşünüldüğünde, elektronik ortamdaki kayıtlarla ilgili düzenlemelerin çerçevesinin çizilerek bu konuda idarenin yetkili kılınması çağdaş bir yaklaşımı simgelemektedir.
Ancak, elektronik ortamdaki kayıtlarla ilgili kanuni düzenlemelerin uygulamada hüküm ifade edebilmesi için, idarenin kapsamlı çalışma yapması ve hızlı hareket etmesi gerekir. Hatta, bu düzenlemeye ilişkin kanun değişiklik tasarısının gündeme geldiği andan itibaren, kanun metninde idarece yapılması öngörülen alanlarda çalışmalara başlamış ve bu çalışmaların şu anda olgunlaştırılmış olması lazımdır. Gelir idaresine tanınan yetkiler kullanılmadığı, tevdi edilen görevler yerine getirilmediği takdirde, çok çağdaş bir gelişme olarak görülebilecek olan yeni düzenlemenin önemi kalmayacaktır. Nitekim, 1998 yılında 4369 sayıllı Kanunla VUK’un 256 ve Mükerrer 257 inci maddelerinde yapılan çağdaş düzenlemelerin uygulamaya benzer nedenlerle geçemediği bilinmektedir.
3- Çağdaş Eğilimlere Uygun Bir Şekilde ve Vakit Geçirilmeksizin Yapılacak Düzenlemeler Gerek Vergi İdaresi Gerekse Mükellef Açısından Ciddi Faydalar Sağlayacak, Vergi İdaresinin Etkinliğini Artıracaktır. Gelişmiş ülkelerde, kamuda hizmet sunumuna ilişkin eğilimler:
- Evrak bazlı iletişimden elektronik iletişime
- Hazırlayıcı/yardım edici sistemden kendi kendine yardım/uzman sistemlere
-Çek/nakit sisteminden elektronik fon transferi sistemine
-Manuel cevap sisteminden Otomatik sesli veya elektronik posta ile cevap sistemine
-Reaktif programlardan Proaktif programlara
-Bölünmüş servislerden Bütünleştirilmiş/ tek bir yerde işlemin bittiği servislere
- Mükelleften Müşteriye doğrudur.
Bu açıdan, elektronik ortamdaki kayıtların hukuksal açıdan kabul edilmesi dünyadaki genel eğilimlere uygun bir eğilimi ifade etmektedir. Evrak bazlı kayıt, muhafaza, ibrazdan, elektronik bazlı kayıt, elektronik ortamda muhafaza ve ibraz sistemine geçiş, gerek vergi idaresi gerekse mükellef açısından çok ciddi faydalar sağlayacaktır. Elektronik defter, belge ve kayıtların klasik anlamdaki defter, belge ve kayıtlara eş değer tutulması ile birlikte ilk olarak kırtasiye, baskı, muhafaza, nakil gibi ölçülebilir masraf kalemlerinde ciddi düşüşler yaşanacaktır. Bunun yanı sıra, kayıtların tutulma ve verilerin işlenmesindeki kolaylık, bir defa oluşturulmuş elektronik kaydın pek çok amaç için kullanılabilmesi ve en önemlisi bu kayıtlardan hareketle oluşturulacak temel belgelerin kayıtlar girildiği anda kendiliğinden oluşabilmesi, hata yapma riskinin en alt düzeye inmesi gibi pek çok nedenle elde edilecek maliyet düşüşleri de dikkate alınmalıdır.
Her ay binlerce, yüzbinlerce hatta milyonlarca fatura düzenlemek durumunda olan mükellefler açısından (milyonlarca abonesi veya müşterisi bulunan –örneğin GSM operatörleri- şirketlerin bir ayda düzenlemek zorunda olduğu fatura sayısı herhalde milyonlarla ifade edilebilir.), kayıtların elektronik ortamda tutulması, saklanması ve ibrazının maliyeti; klasik yöntemle tutulacak defter ve belgelere göre kıyaslanamayacak derecede düşük olacaktır.
Vergi idaresi açısından ise, elektronik ortamdaki kayıtların denetimi ve bu kayıtların ilgili olduğu hesapların incelenmesi klasik ortamdaki kayıtlara göre çok daha hızlı, kolay ve kesin olacaktır. Maliye Bakanlığına, elektronik ortamda tutulmasına ve düzenlenmesine izin verilen defter ve belgelerde yer alması gereken bilgileri internet de dahil olmak üzere her türlü elektronik bilgi iletişim araç ve ortamında Maliye Bakanlığına veya belirleyeceği gerçek veya tüzel kişilere aktarma zorunluluğu getirme konusunda tanınan yetki uyarınca; örneğin İzmir’deki bir mükellefin vergilendirmeye esas teşkil eden verilerinin, Maliye Bakanlığının Ankara-Kızılay’daki binasında bulunan bir Maliye Müfettişinin bilgisayarına aktarılması ve incelemenin bu kayıtlar üzerinden yapılması mümkün hale gelecektir (VUK 139 daki şartlara uyulduğu veya bu şartların değiştirildiği varsayımı altında). Bu durum, ulaşım, yevmiye gibi kalemlerde tasarruf sağlayacağı gibi yolda geçecek zamanın incelemede kullanılmasına da imkan tanıyacaktır. Aynı şekilde incelemenin amacına uygun olarak, verilerin istenilen formatta alınması incelemenin hızını artıracaktır. Bütün bunlardan daha önemlisi, Maliye Bakanlığı tarafından hazırlattırılacak yazılımlar kullanılarak internet aracılığı ile mükelleflerin büyük bir kısmının verilerinin belirli kıstaslara göre ön incelemeye tabi tutulması mümkün olabilecektir. Bu ön inceleme veya taramalar neticesinde vergisel açıdan sorunlu olma ihtimali bulunan mükelleflerin öncelikle ve ivedilikle vergi incelemesine tabi tutulması sağlanabilecektir. Yukarıda söylenenler ve benzerleri yapılabildiği takdirde, ekonomideki kayıp ve kaçakların önlenmesinden, inceleme oranlarının artması dolayısıyla da etkin bir vergi idaresinden söz etmek mümkün hale gelecektir. Özel kesim ise dünya ile rekabet edebilir niteliğe kavuşma yönünde mesafe kat edebilecektir.
4- Elektronik Ortamda Kayıtla İlgili Düzenlemeler Yapılırken Tüm Vergi Kanunları Birlikte Düşünülmelidir. Vergi Usul Kanununun 242 nci maddesinin (2) numaralı fıkrasında, Vergi Usul Kanunu ve diğer vergi kanunlarında defter, kayıt ve belgelere ilişkin olarak yer alan hükümler elektronik defter, kayıt ve belgeler için de geçerlidir hükmü yer almaktadır. Bu hüküm, Vergi Usul Kanununda elektronik ortamda kayıtlara ilişkin düzenlemenin sadece Vergi Usul Kanunu için değil aynı zamanda diğer vergi kanunları için de hüküm ifade ettiği anlamına gelmektedir. Bunun neticesi olarak örneğin, Katma Değer Vergisi Kanununun 34 üncü maddesinde yer alan “Yurt içinden sağlanan veya ithal olunan mal ve hizmetlere ait Katma Değer Vergisi, alış faturası veya benzeri vesikalar ve gümrük makbuzu üzerinden ayrıca gösterilmek ve bu vesikalar kanunî defterlere kaydedilmek şartıyla indirilebilir.” şeklindeki defterlere kayıt şartı, “Elektronik Deftere” kayıt durumunda da gerçekleşmiş olacaktır. Ancak bunun için, Maliye Bakanlığınca elektronik defterler, belge ve kayıtlara ilişkin usul ve esasların belirlenmesi gerekmektedir.
Elektronik belge kavramının Damga Vergisi açısından ayrıca irdelenmesi gerekir. Ama burada bu konuda birkaç söz söylenecektir. 488 sayılı Damga Vergisi Kanununun birinci maddesinde, “Bu kanuna ekli (1) sayılı tabloda yazılı kağıtlar damga vergisine tabidir. Bu kanundaki kağıtlar terimi, yazılıp imzalanmak veya imza yerine geçen bir işaret konmak suretiyle düzenlenen ve herhangi bir hususu ispat veya belli etmek için ibraz edilebilecek olan belgeleri ifade eder.” hükmü yer almaktadır. Bu hükme göre, Damga Vergisine ekli (1) sayılı tabloda yazılı belgelerdeki hususları ihtiva edecek şekilde elektronik ortamda düzenlenen ve sayısal imza taşıyan elektronik nitelikli belgeler Damga Vergisine tabi olacak mıdır? Burada cevaplanması gereken, söz konusu elektronik belgenin Damga Vergisi Kanunu kapsamında belirtilen kağıtlar kapsamında değerlendirilip değerlendirilemeyeceğidir. Damga Vergisi Kanununa göre damga vergisine tabi kağıt;
a) yazılı bir metni içermeli,
b) imzalanmak veya imza yerine geçen bir işaret konmak suretiyle işaret konmak suretiyle düzenlenmeli
c) herhangi bir hususu ispat veya belli etmek için ibraz edilebilmelidir.
Bu şartları taşıyan bir elektronik belge, Damga Vergisi Kanununa ekli (1) sayılı tabloda yer alan belgelerden birisi ise damga vergisine tabi olacaktır. Bu durumu bir örnekle somutlaştıralım. (Ancak bu somutlaştırma esnasında, sayısal imza, sayısal noter, onay kurumu ve benzeri elektronik ticaret ve devlet kurumlarının yasal düzenlemesinin yapıldığı ve bu kurumların uygulamada olduğunu varsayacağız.) İki şirketin elektronik ortamda bir sözleşme hazırladıklarını ve bu sözleşmelerin iki tarafın da sayısal imzasını taşıdığını düşünelim. Bu durumda söz konusu sözleşme yazılıp imzalandığı ve herhangi bir husus ispat veya belli etmek üzere ibraz kabiliyetine sahip olduğu için damga vergisinin konusuna girecektir. Sözleşmenin noterde yapılması gibi bir şekil şartını gerektirmesi durumunda ise devreye sayısal noter girecektir .
Yukarıda yaptığımız tüm açıklama ve örnekler de göstermektedir ki, elektronik defter, belge ve kayıtlara ilişkin olarak yapılacak düzenlemelerde tüm vergi kanunlarının titiz bir biçimde dikkate alınması gerekir. Aşağıdaki bölümde sayısal imza ile ilgili olarak yapacağımız değerlendirmelerden de anlaşılacağı üzere, vergi kanunları dışındaki alanlarda da genel düzenlemeler yapılması gerekmektedir.
5- Elektronik İmza Kullanım Usul ve Esasları İle İlgili Olarak Ayrı Ayrı Değil Tüm Kurumları Bağlayıcı Yasal Düzenleme Yapılmalıdır:
Vergi Usul Kanunun mükerrer 242 inci maddesine 4731 sayılı Kanunla eklenen (2) numaralı fıkrasının son paragrafında; bu Kanun kapsamınına giren işlemlerde elektronik imza kullanım usul ve esaslarını düzenlemeye ve denetlemeye Maliye Bakanlığının yetkili olduğu hükmü yer almaktadır. Ancak böyle bir düzenleme, değişik işlemler için örneğin vergileme, gümrük, sermaye piyasası işlemlerine ilişkin olarak ayrı ayrı elektronik imza kullanım usul ve esaslarının düzenlenmesini gündeme getirecektir. Bu ise, elektronik ticaretin, elektronik ortamda kayıtların yaygınlaştığı ileriki dönemlerde birçok karışıklığa ve uyuşmazlığa yol açabilecektir. Bu nedenle Borçlar Kanununun imzaya ilişkin düzenleme yapan 14 ve 15 inci maddesi ile Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 297 nci maddeleri de dahil, imza ile ilgili tüm kanuni düzenlemelerde değişiklik yaparak elektronik imzanın çerçevesinin kanun metni ile düzenlenmesi çok daha isabetli olacaktır.
Elektronik Ticaret Koordinasyon Kurulu Alt Çalışma Gruplarının raporları baz alınarak Bilim ve Teknoloji Yüksek Konseyine sunulan Değerlendirme Raporunun Hukuki Yapının Oluşturulması başlıklı Bölümünün 2. maddesinde elektronik imza ile ilgili olarak yer alan öneriler görüşümüzü destekler niteliktedir . Bu öneriler;
“2- Gönderilen bilginin gizliliği, bütünlüğü ile kimlik doğruluğunu sağlayan elektronik imzanın, ayrı bir mevzuatta düzenlenmesi hususunun tartışılması;
2.1 Elektronik imzanın bir türü olan sayısal imzanın alt yapısının tamamlanması halinde, bu imzanın yazılır imza ile aynı güce sahip olduğuna ilişkin yasal değişikliğin yapılması,
2.2 Sayısal imzanın unsurlarından olan açık anahtar (public key) ile ilgili onay kurumlarının, kamu veya özel sektör yapısında olup olmayacağının tartışılması; özel sektör yapısında olması halinde, bunların kontrolleri ve kendilerine verilecek yetki açısından kamusal nitelikli bir yetkili makama ihtiyaç duyulup duyulmayacağı; yetkinin verilme şeklinin hukuki niteliği,
2.3 Sayısal imza ile ilgili onay kurumlarının vereceği sertifikalarda hukuken bulunması gerekli özellikler,
2.4 Sayısal imza ile ilgili gizli anahtarın (private key) tevdi edilip edilmeyeceği, edilecekse nereye ve nasıl tevdi edileceği hususları ile kamunun şifreli bilgiye (suçun önlenmesi gibi amaçlarla) ulaşabileceğinin kabulü halinde, bu erişimin kapsamı, sınırları ve şeklinin ne olacağına ilişkin kuralların saptanması,
2.5 Sayısal imza ile ilgili onay kurumlarına, sayısal noterlik yetkisinin verilip verilmeyeceğinin araştırılması”
şeklinde sıralanmaktadır.
IV- SONUÇ
Vergi Usul Kanunu 242 inci maddesine eklenen bir fıkra ile elektronik defter, belge ve kayıt kavramları ilk kez Türk Vergi Hukukuna girmiştir. Söz konusu düzenleme gerçekten çağdaş ve gerekli bir düzenlemedir. Düzenlemenin gerek mükellefler gerekse vergi idaresi açısından sayısız faydalar sağlayacağını söylemek mümkündür. Ancak bu faydaların temini için, Gelir İdaresine tanınan yetkilerin bir an önce kullanılması, daha doğru bir deyişle tevdi edilen görevlerin bir an önce yerine getirilmesi gerekir. Bunun yapılmaması, çok çağdaş ve gerekli olan bu düzenlemeyi anlamsız kılacaktır. Düzenlemelerin ivedilikle ve öncelikle yapılması yanında yeni ekonominin gereklerini kavrayacak şekilde olması da büyük önemi haizdir. III. Bölümde de belirttiğimiz üzere, elektronik imza konusunun Maliye, Gümrük, Sermaye Piyasası gibi her birim için ayrı ayrı belirlenmesinin ciddi sakıncaları mevcuttur. Bu nedenle, elektronik imzanın çerçevesinin kanunla, Borçlar Kanunun 14, 15 ile HUMK 297 nici maddelerini ve bu konuda diğer kanunlarda imzaya ilişkin olarak yer alan düzenlemeleri de kapsayacak şekilde çizilmesi daha uygun olacaktır.
|